hitori de,hitokoto
Free web hosting

hitori de,hitokoto

eksiklerimizi hoş görün IP
SüperTeklif'e üye ol, sen de kazan! Reklammatik'e üye ol, sen de kazan!

japonya

14/8/2009
Kategori: japonya

Tokyo Şehir Merkezi

Tokyo Şehir MerkeziTokyo - Asya’daki en heyecan verici başkent… Yüzyıllar öncesinin gelenekleri ile kendine has ateşini ve enerjisini içinde barındıran en yeni şehir kültürüne ait sürekli gelişen unsurların el ele verdiği şehir…
Bir anakent bölgesi olan Tokyo, yalnızca merkezde yaşayan 12 milyon kişi ile Japonya nüfusunun dörtte birine ev sahipliği yapar.

Edo Kalesi & İmparatorluk Sarayı

Dana önce Edo Kalesi olan İmparatorluk Sarayı‘nın çevresinde halen, eskiden kalan su dolu hendekler bulunur. Şaaşaalı kapılar ve eski bekçi kuleleri sarayın etrafında belirli aralıklarla konuşlandırılmıştır. Ana girişin hemen yanında ince tasarımı ve Nijubashi ya da Çifte Köprü yer almakta olup özel günlerde halka açıktır. Batı Bahçesi (Higashi Gyoen) bir zamanlar kalenin en yüksek kulesinin bulunduğu yerdir. Her mevsime özgü çiçeklerin süslediği bu bahçe, ideal bir dinlenme yeri olarak herkese açıktır.
Tokyo İmparatorluk Sarayı

Marunouchi Binası, Ginza

Tokyo İstasyonu’nun Marunouchi tarafında yer alan ve genellikle ‘Maru-Biru’ olarak bilinen tarihi Marunouchi Binası, ilk olarak 1923 yılında inşa edilmiştir. Bu bina, 2002 yılının Eylül ayında restoranlar, mağazalar, ve büroların yer aldığı 36 katlı bir kompleks olarak yeniden hizmete açılmıştır. Buradan 10 dakikalık yürüyüş mesafesinde, şık alışveriş merkezleri ve yanıp sönen parlak neon ışıkları ile dünyaca ünlü Ginza semti bulunur. Kabukiza Tiyatrosu hemen yanı başınızda yükselir.

Ueno Parkı

Ginza ve Yurakucho‘nun baş döndürücü kalabalıklığından uzaklaşıp Ueno semtine geldiğinizde şehirdeki en büyük park olan Ueno Parkı ile karşılaşırsınız. Nisan ayının başlarında bu parkı, soluk pembe renginde leziz kirazlar kuşatır. Sayısız ziyaretçi ve şenlikçinin akın akın geldiği bu park, çok çeşitli müzeleri ile büyük bir sanat ve kültür merkezidir.

Asakusa

Tokyo‘nun eski zamanlarda nasıl göründüğünü merak ediyorsanız, Asakusa semti size bir fikir verebilir. İç içe geçmiş dar arka sokaklar, kimonodan el yapımı taraklara kadar çeşitli geleneksel eşyalar satan dükkanlar ve eski binalar… Renkli dükkanları ile Asakusa Kanon Tapınağı hediyelik eşya almak için idealdir.

Shinjuku

Şehrin modayı takip eden batı kısmındaki Shinjuku gözde ve gürültülü gece mekanları ile kaliteli ve lüks alışveriş merkezlerine ev sahipliği yapar. İnsana huzur veren Shinjuku gyoen Ulusal Bahçesi de burada bulunur. Yakındaki Hatsudai semtinde tam donanımlı bir opera sahnesinin bulunduğu Tokyo Opera City binası yer alır.

Meiji Tapınağı, Harajuku ve Shibuya

Dingin Meiji Mabedi ile modern Harajuku ve Aoyama semtlerine komşu olan Shibuya semti, özellikle de gençler tarafından rağbet gören gözde bir alışveriş ve eğlence cennetidir. Shibuya, gençlik kültürünün sürekli gelişip zenginleştiği, modayı belirleyen bir merkez konumundadır. Uluslararası sanatın ve modanın en önde gelen örnekleri burada gözlemlemek mümkündür. Kaldırımlara taşan kafeteryalardaki insalarıyla, Shibuya sıcak ve eğlenceli bir ortam sunar.

Odaiba Gökkuşağı Köprüsü

Odaiba

Tokyo Limanı‘nın yeniden kullanılabilir hale getirilmiş toprakları üzerinde bulunan Odaiba, başkentin en çok ziyaret edilen yerlerinden biri olup pahalı bir alışveriş merkezi ile kaplıca eğlence merkezi Ooedo-Onsen Monogatari‘ye de ev sahipliği yapar. Burada, dünyadaki en büyük dönme dolaplardan bir tanesi yer alır ve Rainbow Town‘un simgesi niteliğindedir. Kapalı bölmelerinden izlenebilen muhteşem gece manzarası ile özellikle de genç çiftler arasında oldukça popülerdir

japonya

Kategori: japonya

 

Ülke adı: Japonya
Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi
Başkent: Tokyo
İdari bölümler: 47 bölge; Aichi, Akita, Aomori, Chiba, Ehime, Fukui, Fukuoka, Fukushima, Gifu, Gumma, Hiroshima, Hokkaido, Hyogo, Ibaraki, Ishikawa, Iwate, Kagawa, Kagoshima, Kanagawa, Kochi, Kumamoto, Kyoto, Mie, Miyagi, Miyazaki, Nagano, Nagasaki, Nara, Niigata, Oita, Okayama, Okinawa, Osaka, Saga, Saitama, Shiga, Shimane, Shizuoka, Tochigi, Tokushima, Tokyo, Tottori, Toyama, Wakayama, Yamagata, Yamaguchi, Yamanashi
Bağımsızlık günü: 660 M.Ö. (Jimmu İmparatorluğunun kuruluşu)
Milli bayram: İmparator Akihito'nun doğum günü, 23 Aralık (1933)
Anayasa: 3 Mayıs 1947
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), APEC (Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu), ARF, AsDB (Asya Kalkınma Bankası), ASEAN (Güneydoğu Asya Ülkeleri Örgütü), AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), CP, EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G- 5, G- 7, G-10, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IEA (Uluslararası Enerji Ajansı), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), NAM, NEA (Nükleer Enerji Ajansı), NSG, OAS (Amerika Devletleri Teşkilatı), OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü),OPCW, OSCE (partner), PCA (Daimi Hakemlik Mahkemesi), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNDOF (BM Ateşkes Gözlem Misyonu), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNHCR (BM Mülteciler Yüksek Komiserliği), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UNITAR (BM Eğitim Araştırma Enstitüsü), UNRWA (BM Filistin Mültecileri Yardım Komisyonu), UNU, UPU (Dünya Posta Birliği), WFTU (Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü), ZC
Japonya
( Japonca'da Nihon veya Nippon, (güneş) (kaynak), kelime anlamı "güneşin kaynağı"), Uzak Doğu'da adalardan oluşan bir ülkedir. Hiçbir ülke ile kara sınırı yoktur. Kuzeyinde
Bugün tek biçimli bir dil olan modern Japonca eski klasik yazı diliyle modern konuşma dilinin uzlaşması sonucunda ortaya çıktı. Çince telaffuzunun Japonca'nınkine benzemesi yüzünden, önceleri yazı dilinde Çin harfleri kullanıldı ve yazı dili konuşma dilinden farklı bir evrim geçirdi; Çin üslubunun etkisinde kalan bu yazı, daha sonra hece işaretleri (kana) biçiminde sadeleştirildi. Bugün Japonca, düşey sütunlar halinde sağdan sola doğru yazılır ve bu yazı Çin harfleriyle kana'nın bir karış
Kore Yarımadası ( Güney Kore ve Kuzey Kore) ve
Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti Asya’nın doğusunda, Kore Yarımadasının 38° enleminin kuzeyinde kalan bir devlet. Güneyinde Kore Cumhuriyeti, batısında Sarıdeniz, doğusunda Japon Denizi, kuzeyinde Çin ve Rusya Federasyonu vardır.
Rusya ile sınırlanan
Rusya Federasyonu dünyanın en büyük ülkelerinden biri. Kuzeyinde Kuzey Kutup Denizi; doğusunda Pasifik Okyanus; batısında Estonya, Litvanya, Beyaz Rusya, Letonya, Ukrayna, Moldavya, Baltık Denizi; güneyinde Kazakistan, Moğolistan, Çin, Gürcistan, Azerbeycan, Hazar Denizi, Kuzey Kore, Karadeniz yer alır.
Japon Denizi bulunur. Batıda deniz ötesinde Tayvan ve
Tayvan Batı Pasifik Okyanusunda, doğudan ve güneyden Çin Deniziyle çevrili, Çin Halk Cumhuriyetinin (kıyılarının) güneydoğusuna düşen bir Çin ada cumhûriyeti.
Çin ile komşu olan Japonya'nın doğu ve güneyinde ise Büyük Okyanus bulunur. Pasifik Okyanusunda dört büyük, beş yüz orta büyüklükte ve üç bin küçük adadan meydana gelmiş bir devlet. Büyük adaların adları
BÜYÜK OKYANUS Alm. Pazifischer Ozean (m), Pazifik (m), Fr. Ocean Pacifique (m), İng. Pacific Ocean. Dünyâdaki okyanusların en büyüğü. Kuzey kutbundan güney kutbuna kadar uzanan Büyük Okyanus, Asya kıtasının ve Avustralya’nın doğu sınırları ile Amerika kıtasının batı kıyıları tarafından çevrilmiştir. 166.000.000 km2 olan yüzölçümü, kıyı denizleriyle berâber 180.130.000 km2yi bulur. Bu rakam dünyâdaki sularla kaplı sahanın yaklaşık yarısını teşkil eder
Hokkaido,
Japonya`yı oluşturan 4 büyük adadan biri.
Honşu, ve ’dur. Japonya’nın toplam uzunluğu 2400 km’dir.

Japonya Tarihi

Japonya’nın ilk sakinlerinin Doğu Asya ve Güney Pasifik adalarından gelen göçmenler olduğu sanılmaktadır. Japon halkının atalarının şimdi Yamato ırkı diye bilinen ve M.S. 3 ve 4. asırda savaşçı kabîleler ve klanlar üzerine giderek üstünlük kuran aynı ırka âit insanlar olduğu zannedilmektedir.

Dördüncü yüzyılın sonunda Japonya ve Kore Yarımadasındaki krallıklar arasında temas kurulmuştu. Bu târihten sonra Japonya’da Çin’in kültür etkileri görüldü. Önce Konfüçyüs dîni ve sonra Budizm, Hindistan, Çin, Kore yoluyla 538 yılında buraya girmişti.

Ülkenin ilk ve devamlı hükûmet merkezi 8. yüzyılın başında Nara’da kuruldu. 710 ile 784 yılları arasında 74 sene bu imparatorluk devâm etti. 794 yılında ise Kyoto’da yeni bir hükûmet merkezi kuruldu. Burası bin yıl kadar imparatorun oturduğu yer olmuştur. Başkentin Kyoto’ya taşınması, 1192 yılına kadar devam etmiş olan Heian devrinin başlangıcı olmuştur.

1185 yılında Danoura Savaşında Minamotolar rakip Taira Kralını yok ederek gâlip gelmişlerdir.

Minemotoların iktidârı ele geçirmesi, Shogun denilen askerî liderler idâresi altında yedi asırlık bir feodal hâkimiyet devrinin başlangıcı olmuştur. 1192 yılında Minamotolar hükûmet merkezini Tokyo yakınındaki Kamakura’ya kurdular.

1213 yılında iktidar Minamotolardan, 1333 yılına kadar askerî yönetimi sürdüren Hogoların eline geçti. Bu dönemde Moğollar, 1274 ve 1281 yıllarında olmak üzere iki defâ Kuzey Kyushu’ya saldırdılar. Her iki savaşta başarılı olamayan Moğollar, ayrıca meydana gelen tayfunların tesiri ile Japonya’dan çekildiler.

1333 ile 1338 yılları arasında görülen kısa süreli imparatorlukları, Ashikaga Takauji tarafından Kyoto’da Muromachi’de kurulan yeni bir askerî yönetim tâkip etti. Bu kurulan hükûmet 1338’den 1578’e kadar iki yüz yıldan fazla bir süre devâm etmiştir.

On altıncı yüzyılda Avrupalılar Japonya topraklarına ayak bastılar. Bu arada misyonerler, Hıristiyanlığı burada yaymaya çalıştılar. Bunun üzerine Japon liderleri Hıristiyanlığın ve batı düşüncelerinin Japonya için zararlı olacağına inandıkları için Hollanda ve Çin tüccarı hâric olmak üzere bütün yabancıların Japonya’ya girişini yasakladılar. İki buçuk yüzyıl süresince Hollandalı tüccarların bulunduğu bu küçük ada, Japonya ile dış dünyâ arasında tek temas noktası olmuştur.

1853 yılında Amerikalı Komodor Matthev C.Perry dört gemiden meydana gelen donanmasıyla Tokyo Körfezine girmiş, ertesi yıl tekrar Japonya’ya gelerek, Japonları kendi ülkesiyle bir dostluk anlaşması imzâlamaya iknâ etmiştir. Bu anlaşmayı, aynı yıl içinde Rusya, Büyük Britanya veHollanda ile imzâlanan anlaşmalar tâkip etmiştir. Bu anlaşmalar dört yıl sonra ticâret anlaşmalarına dönüşmüştür.

Tokogaua Shogunluğunun derebeylik sistemi 1867 yılında yıkılmasına kadar geçen on yıllık süre içinde büyük bir karışıklık hüküm sürmüş ve 1868 yılında Meigi döneminin tekrar teşkilâtlanmasıyla bütün hâkimiyet yeniden imparatorun eline geçmiştir.

İmparator Meigi’nin idâresinde japonya, batıda gelişmesi yüzyıllar süren şeyleri kısa bir sürede başarmaya koyulmuş, modern sanâyileri, politik kuruluşları ve modern bir toplum modeli ile modern bir millet meydana getirmiştir. Japonya 1894-1895 yıllarında Çinlilerle, 1904 ve 1905 yıllarında da Ruslarla savaşmıştır. Japonya her iki savaşı da kazanarak 1875’te Rusya’ya verdiği Sahalin Adalarını geri almış, Formosa ve Kore’yi ele geçirmiş ve Mançurya’da bâzı çıkarlar elde etmişti. 1920 yılında Japonya, Anglo-Japon Birleşmesi kararları gereğince Birinci Dünyâ Harbine girmişti.

1937’de Japonya-Çin Savaşı başladı. Birinci Dünyâ Harbinde Almanlara karşı savaşan Japonya, 1939’da Almanya ve İtalya ile askerî bir ittifak kurdu ve 7 Aralık 1941’de Hawai Adalarına baskın yaparak Amerikan donanmasını yok etti. Savaşın ilk yıllarında üstün görünen Japonlar, sonraki yıllarda ağır kayıplara uğradılar. Amerikan uçaklarının 6 Ağustos 1945’te Hiroshima ve 9 Ağustosta Nagasaki’ye attıkları atom bombaları İkinci Dünyâ Savaşının netîcesini belli etmişti. 14 Ağustos 1945’te kayıtsız şartsız teslim olmayı kabul eden Japonya ile 2 Eylül 1945’te resmî teslim anlaşması imzâlandı.

Yedi yıl sonra, 1951 yılı Eylül ayında Japonya 48 devletle San Francisko’da Barış Antlaşmasını imzâladı. 1952 yılı Nisan ayında yürürlüğe giren bu anlaşma ile Japonya tekrar istiklâlini kazandı. 1956 yılında ise Japonya 80. devlet olarak Birleşmiş milletlere tam üyeliğe kabul edilmiştir.

Bağımsızlığını kazandıktan sonra büyük bir ekonomik gelişme ile bugünkü refah düzeyine ulaşmış ve teknik ve bilimde çok ileri gitmiş olan Japonya, hemen hemen bütün dünyâ pazarlarını ele geçirmiş bir devlettir. Liberaller İkinci Dünyâ Savaşından bu yana iktidardadır.

1926’da tahta geçen İmparator Hirohito, 7 Ocak 1989’da öldü. Yerine büyük oğlu Prens Akihito tahta geçti ve 1990 Kasım ayında taç giydi.

Fiziki Yapı

Japonya, Hokkoida, Honshu, Shikoku ve Kyushu isimli dört ana adadan ve sâhil çizgisi açığında yüzlerce küçük adadan ibârettir. Japonya topraklarının % 80’i dağlıktır. Ülkede hâlen 60 faal, 165 sönmüş yanardağ bulunmaktadır. Ülkenin en meşhur dağı 3776 m yüksekliğindeki Fuji’dir. Bu dağ zarif görünüşü ve muhteşem güzelliği ile dünyâca meşhurdur. Ülkenin dörtte biri yanardağ döküntü ve külleriyle kaplıdır. Başlıca yanardağ bölgeleri Hokkaido, Honşu’nun kuzey ve orta kesimleriyle Kiyusiyu’nun güneyidir.

Japonya’da çok miktarda akarsu bulunur. Bu akarsular uzunluğu kısa ve süratli akışa sâhiptirler. Ayrıca bol miktarda krater gölleri vardır. En büyük gölü Biwa Gölüdür.

Japonya’nın topografik görüntüsü, bâzan çok güzel, bâzan da çok korkunç manzaralarla doludur. Karlarla beslenen dağ gölleri, kayalık boğazlar ve gürültülü nehirler, sarp dağ zirveleri ve şahâne şelâleler turistleri cezbeden dünyâca meşhur yerlerdir.

Doğal Kaynaklar

Bitki örtüsü ve hayvanlar: Japonya’nın tabiî bitki örtüsü ile ormanlar, topraklarının % 70’ini teşkil etmektedir. Meşe, kâfuru ve bambu ağaçlarından meydana gelen subtropikal ormanlar, güneyde yer alır. Bu kesimin kuzeyinde ise, geniş yapraklı ağaçlardan müteşekkil ormanlar vardır. Bu ormanlarda; huş, kayın, meşe, kavak ve akağaç vardır.

Japonya’da en popüler ağaç türü, Hokkaido hâriç hemen hemen ülkenin her yerinde yetişen ve“sugi” veya Japon sediri denilen ağaçtır. “Hinoki” denen Japon selvisi ile “Akamutsu” denilen Japon kızılçamı Sugi’den sonra en çok yetişen ağaçların başında gelmektedir.

Mâdenler: Japonya mâden kaynakları bakımından çok fakir olup, sanâyii beslemek için gerekli mâdenlerin çoğuna sâhip değildir. Japonya’da az miktarda kömür, kurşun, çinko, arsenik, bizmut, pirit, kükürt, kireç taşı, barit, silis taşı, feldspat, dolamit ve alçı taşı yatakları vardır. İhtiyaçlarını dışardan alır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Japonya’nın nüfûsu 127.214.499 (10. büyük ülke) olup, dünyâ sıralamasında nüfus fazlalığı yönünden yedinci sırayı alır. Yüzölçümünün az olması sebebiyle nüfus yoğunluğu çok fazladır. Halkın % 77’si şehirlerde yaşar. Şehirlerde yaşayan halkın % 58’i Tokyo, Osaho ve Nagoya’da toplanmıştır. Nüfûsu milyonu aşan yedi büyük şehir vardır. Bunlardan başşehir olan Tokyo, 8.323.699 nüfûsa sâhiptir.

Ekonomi

Tarım: Nüfûsun büyük kısmının şehirlerde oturmasına rağmen, tarım Japonya ekonomisinin önemli bir kısmıdır. Toplam arâzinin ancak % 16’sı ekilebilir. Japonya’da tarım çok modern usullerle yapılmaktadır. Yetişen ürünlerin başında pirinç gelir. Pirinç üretimi ortalama 15.000.000 tondur. Pirinçten sonra ençok buğday, arpa, darı, şekerpancarı, patates ve fasulye yetiştirilir. Ayrıca tütün, pamuk, çay ve bunun yanında büyük bir kısmını ihraç ettiği çok çeşitli meyveler de yetiştirilmektedir.

Hayvancılık: İyi mer’aların azlığı, hayvancılığın nisbeten küçük çapta kalmasına sebep olmuştur. Çiftliklerde sığır, koyun ve tavuk yetiştirilir. Bunların sayısı az olmasına rağmen, elde edilen ürün çoktur.

Ormancılık: Ormanlar Japonya’nın toplam arâzisinin üçte ikisini kaplar. Bu ormanlar ülkenin temel inşâat malzemesini, kâğıt üretimi için gerekli kâğıt hamurunun büyük bir kısmını sağlayan başlıca kaynağı teşkil eder. Ormancılık ve kerestecilik sanâyiinde çalışanların toplamı dört milyon civârındadır. Fakat son yıllarda artan talep karşısında kereste ithal etmek zorunda kalmıştır. Kereste ithali petrolden sonra ikinci sırayı almaktadır.

Balıkçılık: Japonya’nın dört tarafı denizlerle çevrili olması sebebiyle, balıkçılık gelişmiştir. Çok iyi donatılmış modern gemileriyle hemen hemen dünyânın her tarafında balık avı yapar. Yılda ortalama olarak tutulan 15 milyon ton balık, ülkede tüketilir ve çok az miktarı ihraç edilir. Balık üretimi bakımından dünyâda birincidir. Fakat Japon balıkçılığı son yıllarda gerilemiştir.

Sanâyi: Japonya dünyânın üçüncü sanâyi ülkesidir. Sanâyisi daha çok ağır sanâyi üzerinde toplanmıştır. Başlıca sanâyi tesisleri gemi, otomobil, elektronik ve optik cihaz, lokomotif, uçak, kimyâ ve her çeşit makina îmal eden fabrikalardır. İş gücünün % 26’sı sanâyi kesiminde çalışmaktadır. Japon sanâyi kuruluşları doğudaki Kanto Ovasından Kiyusiyu’ya kadar uzanan bir kuşak üzerinde yer alır. Bu bölgede üç sanâyi merkezi vardır. Bunlar Keihin bölgesi, Hanshin bölgesi ve Chukyo bölgesidir. Keihin bölgesi, Tokyo, Yokohama ve Kawasaki şehirlerini içine alır. Hanshin bölgesi Osaka, Hyogo ve Kyoto şehirlerini içine alır. Chukyo bölgesi ise Nagoyo şehri ile koyu çevresini içine alır. Savaştan sonra gelişen Japonya sanâyi merkezleri, denizden kazanılmış topraklar üzerine kurulmuştur.

Ticâret: Japonya elde ettiği sanâyi ürünlerinin büyük miktarını ihraç etmektedir. Ticâretin büyük bir kısmını deniz yoluyla gerçekleştiren Japonya’nın en önemli ürününü % 30’luk bir oranla makinalar meydana getirir. Bunu demir ve çelik mâmülleri, pamuk ürünleri, taşıma araçları, gemi, optik cihazlar, ham ipek, cam, porselen, oyuncak, elektronik araçlar ve balık mâmulleri tâkip eder.

İthal ettiği ürünlerin başında petrol gelir. Bunu demir cevheri, buğday tâkip eder. Bunların yanında ham pamuk, yün, kauçuk, ham maddeler ve kereste de ithal eder.

Dünyânın hemen hemen bütün ülkeleriyle ticâret yapar. En fazla ticâreti ABD ve Kanada ile olup bunu Asya ülkeleri tâkip eder.

Ulaşım: Japonya’daki karayollarının toplam uzunluğu 1.098.900 kilometredir. Bu yolların ancak % 65’i asfalttır. Demiryollarının uzunluğu ise 26.000 km civârındadır. Demiryolu ulaşımı Japonya’da kara ulaşımından daha önemli rol oynamaktadır. Sür’at ve yer altı trenleri meşhurdur.

Deniz ulaşımı, ada devleti olduğu için gelişmiştir. Birçok limandan dünyânın her tarafına seferler düzenlenmektedir. Ticâretin büyük kısmı deniz ticâret filosuyla sağlanmaktadır.

Hava ulaşımıJaponya Hava Yolları tarafından sağlanmaktadır. En önemli hava limanları olan Tokyo ve Osaka milletlerarası hava alanlarıdır. Târifeli sefer yapılan 71 havaalanı vardır. Konum: Doğu Asya'da, Kuzey Pasifik Okyanusu ve Japon Denizi arasında, Kore yarımadasının doğusunda yer alan ada ülkesi.
Coğrafi konumu: 36 00 Kuzey derecesi, 138 00 Doğu boylamı
Haritadaki konumu: Asya
Yüzölçümü: 377,835 km²
Sınırları: 0 km
Sahil şeridi: 29,751 km
İklimi: Güneyde tropikal ve kuzeyde soğuk ılıman iklim görülür.
Arazi yapısı: Çok sayıda kayalıklar ve dağlar vardır.
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hachiro-gata -4 m
en yüksek noktası: Fujiyama 3,776 m
Doğal kaynakları: Önemsiz mineral kaynaklar ve balık
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %11
daimi ekinler: %1
otlaklar: %2
ormanlık arazi: %67
diğer: %19 (1993 verileri)
Sulanan arazi: 27,820 km² (1993 verileri)
Doğal afetler: Çoğunluğu sönmüş olan birkaç aktif volkan, yılda yaklaşık 1500 sismik olay
Japonya'nın ilk sakinlerinin Doğu Asya ve Güney Pasifik adalarından gelen göçmenler olduğu sanılmaktadır. Japon halkının atalarının şimdi Yamato ırkı diye bilinen ve M.S. 3 ve 4. asırda savaşçı kabileler ve klanlar üzerine giderek üstünlük kuran aynı ırka ait insanlar olduğu zannedilmektedir.

Dördüncü yüzyılın sonunda Japonya ve Kore Yarımadasındaki krallıklar arasında temas kurulmuştu. Bu tarihten sonra Japonya'da Çin'in kültür etkileri görüldü. Önce Konfüçyüs dini ve sonra Budizm, Hindistan, Çin, Kore yoluyla 538 yılında buraya girmişti.

Ülkenin ilk ve devamlı hükumet merkezi 8. yüzyılın başında Nara'da kuruldu. 710 ile 784 yılları arasında 74 sene bu imparatorluk devam etti. 794 yılında ise Kyoto'da yeni bir hükumet merkezi kuruldu. Burası bin yıl kadar imparatorun oturduğu yer olmuştur. Başkentin Kyoto'ya taşınması, 1192 yılına kadar devam etmiş olan Heian devrinin başlangıcı olmuştur.

1185 yılında Danoura Savaşında Minamotolar rakip Taira Kralını yok ederek galip gelmişlerdir. Minemotoların iktidarı ele geçirmesi, Shogun denilen askeri liderler idaresi altında yedi asırlık bir feodal hakimiyet devrinin başlangıcı olmuştur. 1192 yılında Minamotolar hükumet merkezini Tokyo yakınındaki Kamakura'ya kurdular.

1213 yılında iktidar Minamotolardan, 1333 yılına kadar askeri yönetimi sürdüren Hogoların eline geçti. Bu dönemde Moğollar, 1274 ve 1281 yıllarında olmak üzere iki defa Kuzey Kyushu'ya saldırdılar. Her iki savaşta başarılı olamayan Moğollar, ayrıca meydana gelen tayfunların tesiri ile Japonya'dan çekildiler.

1333 ile 1338 yılları arasında görülen kısa süreli imparatorlukları, Ashikaga Takauji tarafından Kyoto'da Muromachi'de kurulan yeni bir askeri yönetim takip etti. Bu kurulan hükumet 1338'den 1578'e kadar iki yüz yıldan fazla bir süre devam etmiştir.

On altıncı yüzyılda Avrupalılar Japonya topraklarına ayak bastılar. Bu arada misyonerler, Hıristiyanlığı burada yaymaya çalıştılar. Bunun üzerine Japon liderleri Hıristiyanlığın ve batı düşüncelerinin Japonya için zararlı olacağına inandıkları için Hollanda ve Çin tüccarı haric olmak üzere bütün yabancıların Japonya'ya girişini yasakladılar. İki buçuk yüzyıl süresince Hollandalı tüccarların bulunduğu bu küçük ada, Japonya ile dış dünya arasında tek temas noktası olmuştur.

1853 yılında Amerikalı Komodor Matthev C.Perry dört gemiden meydana gelen donanmasıyla Tokyo Körfezine girmiş, ertesi yıl tekrar Japonya'ya gelerek, Japonları kendi ülkesiyle bir dostluk anlaşması imzalamaya ikna etmiştir. Bu anlaşmayı, aynı yıl içinde Rusya, Büyük Britanya veHollanda ile imzalanan anlaşmalar takip etmiştir. Bu anlaşmalar dört yıl sonra ticaret anlaşmalarına dönüşmüştür.

Tokogaua Shogunluğunun derebeylik sistemi 1867 yılında yıkılmasına kadar geçen on yıllık süre içinde büyük bir karışıklık hüküm sürmüş ve 1868 yılında Meigi döneminin tekrar teşkilatlanmasıyla bütün hakimiyet yeniden imparatorun eline geçmiştir.

İmparator Meigi'nin idaresinde japonya, batıda gelişmesi yüzyıllar süren şeyleri kısa bir sürede başarmaya koyulmuş, modern sanayileri, politik kuruluşları ve modern bir toplum modeli ile modern bir millet meydana getirmiştir. Japonya 1894-1895 yıllarında Çinlilerle, 1904 ve 1905 yıllarında da Ruslarla savaşmıştır. Japonya her iki savaşı da kazanarak 1875'te Rusya'ya verdiği Sahalin Adalarını geri almış, Formosa ve Kore'yi ele geçirmiş ve Mançurya'da bazı çıkarlar elde etmişti. 1920 yılında Japonya, Anglo-Japon Birleşmesi kararları gereğince Birinci Dünya Savaşına girmişti.

1937'de Japonya-Çin Savaşı başladı. Birinci Dünya Savaşında Almanlara karşı savaşan Japonya, 1939'da Almanya ve İtalya ile askeri bir ittifak kurdu ve 7 Aralık 1941'de Hawai Adalarına baskın yaparak Amerikan donanmasını yok etti. Savaşın ilk yıllarında üstün görünen Japonlar, sonraki yıllarda ağır kayıplara uğradılar. Amerikan uçaklarının 6 Ağustos 1945'te Hiroshima ve 9 Ağustosta Nagasaki'ye attıkları atom bombaları İkinci Dünya Savaşının neticesini belli etmişti. 14 Ağustos 1945'te kayıtsız şartsız teslim olmayı kabul eden Japonya ile 2 Eylül 1945'te resmi teslim anlaşması imzalandı.

Yedi yıl sonra, 1951 yılı Eylül ayında Japonya 48 devletle San Francisko'da Barış Antlaşmasını imzaladı. 1952 yılı Nisan ayında yürürlüğe giren bu anlaşma ile Japonya tekrar istiklalini kazandı. 1956 yılında ise Japonya 80. devlet olarak Birleşmiş milletlere tam üyeliğe kabul edilmiştir.

Bağımsızlığını kazandıktan sonra büyük bir ekonomik gelişme ile bugünkü refah düzeyine ulaşmış ve teknik ve bilimde çok ileri gitmiş olan Japonya, hemen hemen bütün dünya pazarlarını ele geçirmiş bir devlettir. Liberaller İkinci Dünya Savaşından bu yana iktidardadır. 1926'da tahta geçen İmparator Hirohito, 7 Ocak 1989'da öldü. Yerine büyük oğlu Prens Akihito tahta geçti ve 1990 Kasım ayında taç giydi. Japonya`nın ekonomik tarihi ==Avrupayla ilk temas 16.yy== Röneseans Avrupası 16.yy`da , Japonya`ya eriştiğinde bu ülkeye hayranlık duymaya başladı. Japonya değerli metaller açısından zengin bir ülke olarak düşünülüyordu. Buna temel olarak, Marco Polo` nun anlattığı altın kaplı tapınakları ve volkanik bir yüzeye sahip olmanın getirdiği yerüstü kaynakların derin madenler açılmadan önceki önemli etkileri gösterilebilir. Japonya dönemin en büyük bakır ve gümüş ihracatçısıydı. Japonya`nın yüksek kültürlü, güçlü sanayi öncesi teknolojilere sahip, sofistike bir feodal bir toplum olduğu farkediliyordu. Herhangi bir Batı ülkesinden daha çok şehirleşmiş ve daha kalabalıktı. Batıdaki herhangi eğitim kurumundan daha büyük Budist üniversitelerine sahipti. Dönemin meşhur avrupalı gezginleri “Sadece Doğu uygarlıklarını değil, Batıyı da geçmişler”. Avrupadan gelen ziyaretçiler Japonya`nın ustalık ve metal işlerine yatkınlıkları. Japonya`nın demir gibi Avrupada çok bulunan kaynaklar konusunda fakir kaldığı için elinde olan kaynakları tasarruflu kullandı ve onlarda ustalaştı. Bakır ve çelik konusunda dünyanın en iyisi haline geldi, silahları en keskin, kağıt sanayisi ise yetişilemez bir hal aldı. ==Avrupayla Ticareti== Tamamen Çin mallarından oluşan ilk kargolar Portekiz gemileriyle Japonya`ya geliyordu. Japonlar bu kargoları büyük bir hevesle bekliyorlardı. Çin`in Wako korsanlarından dolayı Japonya`ya ile ilişkileri yasaklamış olması bunun en önemli sebebi. Japonlar`ın Nanban (Güneyli Barbarlar) dediği, Portekizliler, Asya`nın tüm ticaretini elinde tutuyordu. Portekizliler, 1557de Macao`yu aldıktan sonra, Çin ile ticarete partneri oldu ve Japonya ile ticarette bazı ayarlamalara gitti; en yüksek fiyatı verene yıllık “Kaptanlık” ünvanını sattı ve sattığı kişiye de yıllık tek bir gemi yürütme hakkı tanıdı. Bu gemi, kalyonun 2 3 katı büyüklüğündeydi. Ticaret, 1638 yılında gemilerin Japonya`ya rahip sokması yasaklanana kadar ufak kesintilerle sürdü. Portekiz`in ticareti, gittikçe, Çin`in kaçak ticaret gemilerinden, 1592`den itibaren Japonya`nın Kızıl Amblemli Gemilerinden, 1600`den itibaren İspanya`nın Manila`dan gelen gemilerinden, 1609`den itibaren Hollandalılardan ve 1613`den itibaren İngiliz gemilerinden rahatsız oldu. Hollanda korsanlık ve deniz savaşları yaparak İspanya ve Portekizin Pasifikteki ticari gücünü azalttı ve sonunda ufak bir liman olan Dejima`da 1638 yılından itibaren ticaret izni olan tek ülke oldu. ==Edo Dönemi== Edo döneminin başlangıcı, Nanban ticaret döneminin son yıllarına denk gelir. Bu dönem ekonomik ve dini düzlemde Avrupa güçleriyle yoğun ilişkiler içine girildi. Japonya`nın ilk Batı usulü gemi savaş filosunu yapması bu döneme rastlar. Şogunluk, 350 üç yelkenli ve silahlandırılmış ticaret gemisi toplayıp, Asya ticaretine giriştiler. Hristiyanlaştırmayı engellemek için, Japonya sakoku tabir edilen izolasyon dönemine girdi. Bu dönem sırasında ekonomi dengeli ve ılımlı bir süreç yaşadı. Dönemin ekonomik gelişmeleri, şehirleşme, iç ve dış ticarette anlamlı bir gelişme ve el sanatı endüstrisinde bir yayılma şeklinde ortaya çıktı. Yapı ticareti, bankacılık ve tüccar kurumları ile birlikte yayıldı. Han otoriteleri artan tarımsal üretimi ve kırsal el sanatlarının yayılmasını önceden görmeye başladı. 18.yy ın ortalarında, Edo`nun nüfusu 1 milyon, Osaka ve Kyoto`nunkiler ise 400bin idi. Pek çok kale kenti de büyüdü. Osaka ve Kyoto ticaret ve el sanatları üretiminin merkezi, Edo ise yiyecek ve temel şehir tüketim malzemelerinin tedarikçisi oldu. Pirinç ekonominin temeliydi. Daimyolar köylülerden vergileri pirinç formunda topluyordu. Vergiler hasatın %40`ı gibi yüksek bir orandaydı. Pirinç, Edo`da Fudasashi pazarında satılırdı. Para biriktirmek için daimyolar daha hasat edilmemiş ürünleri dahi sözleşmeyle satmaya başladı. Bu dönemde Japonya, Hollanda`lılardan aldığı kitaplardan, batı bilimlerini ve tekniklerini öğrenmeye çalıştı. Bu bilim alanları, coğrafya, tıp, doğal bilimler, astronomi, sanat, dil bilimi, elektrik, mekanik gibi fizik dallarını kapsar. ==Meiji Dönemi== 19.yy ın ortasında, Tokugawa hükümeti ülkeyi Batı etkisine ve ticaretine açtığından beri Japonya iki ekonomik gelişme döneminden geçti. İlki 1868 de başlayıp İkinci Dünya Savaşı`na kadar sürdü; ikincisi ise 1945 - 1990. Her iki dönemde de, Japonya kendisini Batıya ve Batı düşüncesine açmıştı. Devrimsel nitelikte, sosyal, politik ve ekonomik değişimler yaşadı ve dikkatli bir şekilde geliştirilmiş etki alanları ile bir dünya gücü oldu. Her iki dönemde de, Japon hükümeti ekonomik gelişmeleri ulusal devrimi yukarıdan besleyerek, ve toplumun her seviyesinde planlayarak ve yönlendirerek destekledi. Ulusal amaç, her seferinde Japonya`yı bağımsızlığı asla tehdit edilemeyecek kadar güçlü ve zengin kılmak. Meiji döneminde (1868-1912), liderler batı tarzı yeni bir eğitim sistemi kurdu ve yüzlerce öğreniciyi Amerika ve Avrupa`ya gönderdi ve 3000 kadar Batılı öğretmen aldı. Ayrıca demiryolları yaptı, kara yollarını geliştirdi, toprak reformu yaptı ve ülkeyi yeni gelişmelere hazırladı. Devlet, sanayileşmeyi arttırmak için, özel işletmelere kaynakları ayarlamak ve planlamak konusunda yardım ederken, özel sektör ekonomik büyümeyi uyaracak hale getirilmişti. Hükümetin en büyük desteği, işletmelerin doğması için gerekli ortamı sağlamak oldu. Kısaca, hükümet, üreticiyi yönlendirdi ve işletmeye teşvik etti. Meiji döneminin başında, hükümet yeni fabrikalar, tershaneler yapıldı ve işletmecilere ucuz fiyattan devretti. Bu işletmelerin çoğu hızla büyüdü ve iş dünyasına hükmeden konglomeralar haline geldi. Hükümet, özel teşebbüse ana teşvikçi olarak ortaya çıktı ve düşük vergiler gibi iş sonrası poliçeleri uyguladı. ==Militarizm== İkinci Dünya Savaşı`ndan önce, Japonya; Taiwan, Kore, Mançurya ve Kuzey Çin`in bir parçasını işgal ederek ziyadesiyle büyük bir imparatorluk kurdu. Japonya, bu etki alanlarına politik ve ekonomik bir ihtiyaç olarak bakıyordu ve bu yabancı ulusların Japonya`yı hammadde ve kıta sahanlığını elinden alarak kendisini boğmasını engelliyordu. Japonya geniş askeri gücünü imparatorluğun korunması için gerekli görüyordu. Hızlı büyüme ve yapısal gelişim Japonya`nın 1868 den beri, iki ekonomik gelişim dönemini karakterize ediyor. İlk dönemde ekonomi orta derecede, tarım ise sanayi altyapısının gelişmesini sağlayacak derecede büyüdü. Rus-Japon savaşı 1904 de başladığında, %65 istihdam ve %38 gayri safi yurtiçi hasılaya sahipti ve hala tarıma dayalı fakat modern endüstri gelişmeye başlıyor. 1920lerin sonunda, tarımın %21lik payına kıyasla, üretim ve madencilik gayri safi yurtiçi hasılanın %23ünü oluşturuyordu. Taşıma ve iletişim ağır sanayideki gelişmeyi yakalamak için geliştirir. Birinci Dünya Savaşı sırasında Japonya savaştan yorgun çıkan Avrupalı rakiplerinin piyasayı boş bırakması sayesinde dünya piyasasında yer edinmeye başladı ve Edo döneminden bu yana ilk kez ticaret fazlası vermeye başladı. 1930lerde, Japon ekonomisi Büyük Buhrandan diğer sanayileşmiş uluslardan daha az etkilendi ve %5 gayri safi yurtiçi hasıla artışı ile devam etti. Üretim ve madencilik gayri safi yurtiçi hasılanın %30`u ile tarımın payının iki katına çıktı. Fakat sanayinin çoğu ulusun askeri gücü için harcandı. ==Savaş Sonrası Dönem== İkinci Dünya Savaşı, 1868den bu yana Japonya`nın elde ettiği herşeyi sildi. Fabrikalar ve altyapının %40`ını kaybetti ve üretim seviyeleri 50 yıl önceki haline döndü. Halk bu yıkımdan korktu ve harekete geçti. En modern ekipmanla donatılmış yeni fabrikalar kurmaya başladı. Bu Japonya`ya, eski teknolojiye sahip diğer galip ülkelere kıyasla çok büyük avantaj sağladı. Japonya`nın ikinci ekonomik gelişme dönemi başladığında ise; milyonlarca, iyi disiplinli ve iyi eğitimli askeri ile Japonya`yı yeniden kuracak güce sahipti. Japon kolonileri savaşın sonucu olarak kaybedilmiş; fakat Japonya`nın etkisi Asya ve ötesine yayılmıştı ==İşgal== Amerika`nın Japonya`yı işgali (1945-52) ulusun demokratik bir devlet kurulması için yeniden yapılanmasıyla sonuçlanır. Amerikan desteği toplam $1.9milyar veya ulusal ithalatın %15`i ve gayri safi milli hasıla`nın %4`ü gibi bir miktardır. Bu yardımın %59`u yiyecek, %15`i sanayi malzemeler, %12 ise taşıma malzemesidir. Amerika destek garantisi verdi; fakat 1950lerin ortasına kadar bu destek tükendi. Amerika`nın askeri temin oranı 1953`te Japonya`nın gayri safi milli hasılasının %7 si gibi bir seviyeye çıktı ve 1960`da %1 e kadar düştü. İşgal esnasında, Amerika sponsorluklu bazı önlemler alındı. Toprak reformu gibi bu önlemler ekonomik gelişmenin temelini oluşturdu. Özellikle, savaş sonrası endüstriyel liderlerin yok olmasından yeni yeteneklere yer açılması ile ulusal sanayi yeniden yapılandı. Sonunda ekonomi dış ticaretten faydalanmaya başladı; çünkü ihracatın hızla genişlemesi teknoloji ithalatının borca girmeden yapılabilmesine fırsat verdi. ==Yeniden İnşa== Savaş sonrası dönemin ilk yıllarını kaybolan sanayi kapasitesini yeniden yaratmak için harcadı. Elektrik enerjisi, kömür, demir, çelik ve kimyasal gübrelere büyük yatırımlar yaptılar. 1950lerin ortasında savaş öncesi seviyelere ulaşılmıştı. Askeri tahakküm altından kurtulan hükümetin talepleriyle, ekonomi kayıp momentini kurtarmakla kalmadı, ayrıca önceki dönemlerin büyüme oranlarını da aştı. 1953 ile 1965 arasında, gayri safi milli hasıla yılda %9 dan daha fazla büyüdü, üretim ve madeniciliğin oranı %13, inşaat sektörünün oranı %11 ve altyapının oranı %12 arttı. 1965de bu sektörler iş gücünün %41 ini oluşturuyordu ve sadece %26 sı tarımda kalmıştı. Japonya`nın savaş sonrası eğitim sistemi ağırlıklı olarak modernleşme sürecini ele alıyor. Dünyanın en yüksek eğitim oranı ve yüksek eğitim standartlarıyla Japonya`nın teknolojik başarısı açıklanabilir. Japon okulları ayrıca disiplini öğütler ki bu da iş gücüne avantaj katar. 1960ların ortasında, ekonomi kendini uluslararası rekabete açarken, yeni bir endüstriyel gelişim tipini ortaya çıkararak ağır ve kimyasal endüstrisini geliştirdi. Bunlar, tekstil ve hafif ürünler gibi uluslararası piyasada kar getiren sektörler, bunların dışında otomobil, gemi ve makina gibi yeni önem kazanmış olan ürünlerdir. 1965 ile 1970 arasında üretim ve madenciliğin büyüme oranına eklenen değer ile yılda %17 büyüdüler. ==Petrol Krizi== Japonya 1970lerin ortasında ciddi sorunlarla karşılaştı.1973deki dünya petrol krizi, dış petrole bağlı olan ekonomiyi bir şoka soktu. Japonya, savaştan sonraki ilk ekonomik çöküşünü, endüstriyel üretiminde bir azalma ve yoğun bir enflasyon ile karşılaştı. Bu krizden kurtulmak, pek çok iş adamının ümidini geri getirmiş; fakat endüstriyel büyümenin yoğun enerji talebi farklı endüstriyel sektörlere kaymayı gerektirmiştir. Fiyat durumlarını değiştirmek tasarrufu sağladı, ve endüstriyel enerji için alternatif kaynaklar bulundu. Her ne kadar maliyetler yüksek olsa da pek çok endüstri sektörü enerji bağımlılığını azalttı ve üretimlerini arttırdı. Mikrodevreler ve yarı iletkenler konusunda 1970 ve 1980lerde gelişmesi, tüketici elektroniği ve bilgisayar gibi yeni endüstriler ve varolan işletmelerde yüksek üretim oranları yarattı. Bu ayarlamalar temelde enerji tasarrufu ve bilgiye dayalı sektörlerde gelişme yarattı. Yapısal ekonomik değişmeler ile, ekonominin olgunlaşması için gereken ekonomik büyümenin sağlanamamadı, ve oranların 1970, 1980 arasında %4 den %6 ya kadar çıkamadı. Fakat bu oranlar bile bu kriz döneminde dünya oranlarıyla karşılaştırılınca çok yüksek oldu. ==Büyüme Faktörleri== Karmaşık ekonomik ve kurumsal faktörler Japonya`nın savaş sonrası büyüme faktörlerini oluşturdu. Öncelikle, savaş öncesi tecrübelerinden faydalandı. Tokugawa döneminde istekli olarak, hayati önemde olan, şehir merkezlerinde filizlenen ticari sektör, Avrupa`ya kıyasla çok daha iyi bir eğitime sahip olan bir elit, sofistike bir hükümet bürokrasisi, verimli bir tarım, yüksek derecede gelişmiş pazarlama ve finans sistemine sahip ve sıkı bağları olan bir ulus yapısını ve ulusal yol altyapısını terketti. Meiji döneminde sanayinin inşaası, Japonya`nın dünya güçlerine rakip olmayı işaret eder. İkinci ve daha önemi olarak, yatırımın seviye ve kalitesinin 1980lerde sabit kalması sayılabilir. Sermaye yatırımı, savaştan önce GSMHnın %11`i iken, savaştan sonra, 1950lerde %20lere ve 1960 ve 1970lerde %30lara çıktı. 1980lerin ekonomik patlaması sırasında %20 lerde geziniyordu. Japon işletmeleri son teknolojiyi ithal ederek sanayi tabanını yarattı. Sonradan gelen bir modernizasyon ile, Japonya bazı dene-yanıl hatalarından kurtulmuş oldu. 1970 ve 1980lerde, Japonya teknoloji lisanslama, patent satın alma ve taklit ve önceki incatların geliştirme ile sanayi tabanını geliştirdi. 1980lerde sanayi ARGEsi ile bir seviye yukarı çıktı. Japonya`nın iş gücünün, ekonomik büyüme ile eşleştirilmesinin sebebi sadece iyi eğitilmiş olması değil ayrıca mantıklı ücret talepleri olmuştur. 2. Dünya savaşı sonrasında tarımdan sanayiye geçen işçiler üretim ve maaşlarda bir artış yarattı. 1960larda nüfus artışı yavaşladıkça ve ulus gittikçe sanayileştikçe maaşlar önemli bir miktar arttı. Buna rağmen işçi sendikaları artış için bastırıyor. Yüksek üretsel büyüme savaş sonrası ekonomik büyümede anahtar rol oynadı. Yüksek yetenekli ve eğitimli iş gücü, olağanüstü yüksek faiz oranları ve buna denk yatırımlar, ve iş gücündeki düşüş, üretim verimliliğindeki artışı açıklar. Ulus, ayrıca ekonomik ölçeklerden de faydalandı. KOBİler ulusun istihdamının büyük bölümünü oluşturuyordu; fakat büyük işletmeler asıl üretken olanlardı. Çok endüstriyel şirket birleşip daha büyük ve verimli şirketler oluşturdu. 2. Dünya savaşından önce, büyük holding şirketler toplumsal servetin yığılmasına neden oldu. Bu şirketler savaş sonrası dağıldı fakat, modern sanayi grupları ortaya çıktı. Bu faaliyetlerin koordinasyonu ve entegrasyonu ve küçük gruplar kullanımı ile endüstriyel verimlilik sağlandı. Japon şirketleri ürün farklılaştırma stratejileriyle büyümeyi sağladı. Çabuk kazanç yerine pazar payı istemeleri onların avantajını oluşturdu. Son olarak, Japonya`nın kontrol dışındaki faktörler de gelişimi etkiledi. Uluslarası çatışmalar Japon ekonomisini 2. Dünya savaşının sonuna dek harekete geçirdi. Rus-Japon Savaşı, 1. Dünya Savaşı, Kore Savaşı, Hint-Çin Savaşı ekonomik patlamalar yarattı. Ek olarak Amerika ile yapılan iyi niyet anlaşması ulusun gelişme ve yeniden inşaasını kolaylaştırdı. ==1980ler== 1970ler boyunca, Japonya dünyanın en geniş ikinci GSMH`sine sahipti, ve 1990de endüstriyel uluslar arasında kişi başına düşen gayri safi milli hasıla olan $23801 ile birinci oldu. 1980lerin ortasında ılımlı ekonomik çöküntüden sonra, 1986da Japon ekonomisi genişleme dönemine girdi ve 1992deki ekonomik durgunluk dönemine kadar sürdürdü. 1987 ve 1989 arasında ekonomik büyüme %5ken, çelik ve inşaat gibi endüstriler 1980 ortalarında uyur konumda olmarına rağmen büyümüşler ve rekor maaşlar ve istihdam yaratmışlardır. Fakat, 1992de, Japonya`nın reel GSMH büyümesi %1.7 oranda yavaşlamıştır. Japonya elektronik ürünlerine olan talep hem iç hem dış pazarlarda düşüş yaşadı. İhracatın ekonomik gelişme sağladığı, 1960 ve 1970 krizlerinden farklı olarak, 1980 krizinde iç talep artışı Japon ekonomisinde baş gösterdi. Bu gelişim esas ekonominin yeniden yapılanmasına sebep oldu ve ihracata dayanmaktansa iç talebe yönelindi. 1986da çıkan bu krizde temel sebep şirketlerin iç müşteriyi bir satın alma çılgınlığına yöneltmesiydi. Japon ithalatı, ihracatından daha fazla büyüdü. Japonya`nın savaş sonrası teknolojik araştırmaları askeri değil ekonomik yönde oldu. Yüksek teknolojik gelişmelerdeki artış daha yüksek yüksek teknoloji talebi ve daha iyi yaşam standardına istek oluştu. 1980lerde, Japon ekonomisi bütün şiddetini birincil ve ikincil faktörlerden işelemeye kaydırdı. Bilgi önemli bir kaynak ve ürün haline geldi. Bilgi tabanlı teknolojilerin ekonomiyi yüksek derecede sofistike teknoloji gibi araştırmalara yönelti. Tokyo, önemli bir finans merkezi oldu. ==Evrimleşen İşgalsel Yapı== 1955in sonunda istihdamın %40ı tarımda yer aldı; fakat bu 1970de %17 ye kadar ve 1990 da ise %7.2 kadar düştü. Hükümet 1980lerin sonunda yaptığı tahminde 2000lerde %4.9 lara düşeceğini tahmin etti. Japon ekonomisinin büyümesi 1960 ve 1970 lerde, ağır sanayideki hızlı genişlemeye bağlıydı. İkncil sektör 1970lerde %35,6lık bir istihdam payı alıyordu. 1970lerin sonunda, Japon ekonomisi ağır endüstriden hizmet sektörüne kaydı. 1980lerde, toptan satış, finans, sigorta, gayrımenkul, taşıma, iletişim ve hükümet hızla büyüdü ve ikincil sektör sabit kaldı. Üçüncül sektör ise %47 den %59.2 ye erişti istihdam payında.
Nüfus: 126,771,662 (Temmuz 2001 verileri)
Nüfus artış oranı: %0.17 (2001 verileri)
Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini)
Bebek ölüm oranı: 3.88 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini)
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 80.8 yıl
erkeklerde: 77.62 yıl
kadınlarda: 84.15 yıl (2001 verileri)
Ortalama çocuk sayısı: 1.41 çocuk/1 kadın (2001 tahmini)
HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.02 (1999 verileri)
HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 10,000 (1999 verileri)
HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 150 (1999 verileri)
Ulus: Japon
Nüfusun etnik dağılımı: Japon %99.4, Koreli %0.6 (1999)
Din: Shinto ve Budizm %84, diğer %16
Diller: Japonca
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler
toplam nüfusta: %99 (1970 verileri                             Kullanılan telefon hatları: 60.381 milyon (1997)
Telefon kodu: 81
Radyo yayın istasyonları: AM 190, FM 88, kısa dalga 24 (1999)
Radyolar: 120.5 milyon (1997)
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 7,108 (1999)
Televizyonlar: 86.5 milyon (1997)
Internet kısaltması: .jp
Internet servis sağlayıcıları: 73 (2000)
Internet kullanıcıları: 27.06 milyon (2000)

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
> Blogcu. ile yapıldı Tasarım: Arcsin
>